Zela Savaşı

zile, zela savaşı, julio sezar

Zela Savaşı
Zela Savasi
Zela Savaşı

Roma imparatorluğu ve Pontus krallığı yıllar boyunca Anadolu egemenliği için savaşmış (Bu savaşların geneli Mitridat Savaşları olarak anılmakta olup, en bilineni olan Zela Savaşı tüm savaşların sonu olan Lycus Savaşı'na zemin hazırlamıştır.), Pontus krallığı kah savaşarak kah anlaşma yaparak Anadolu'da egemenliğini sürdürmüştür.

  Tarih MÖ 48. Sezar 52 yaşına kadar önce Galya'yı sonra Britanya'yı fethetmiş, iç savaşta büyük rakibi Pompeius'u dize getirmiş, Mısır donanmasını yakmış başarı üstüne başarı kazanmıştır.

  Bu sırada Anadolu'daki kadim düşman Pontus krallığı da boş durmamış, büyük Pontus kralı Mithradates'in oğlu, Kırım'daki Bosphorus(Bosporan) devletinin kralı Farnakes önderliğinde Roma şehirlerini yakıp yıkmış üstüne de Sezar'ın generallerinden Calvinus'un ordusunu feci bir şekilde yenmiştir.

Farnakes'in saldırılarını haber alan Sezar İskenderiye'den Suriye'ye yola çıktığında,yanına sadece çok güvendiği 6. Ferrata lejyonunu alır. Bu lejyonda son derece tecrübeli ve usta askerler vardır. Antakya üzerinden Tarsus'a geçen Sezar törenle karşılanır. Tarsus'ta Sezar'ı bekleyen iki lejyon birliğinde, 20 yıl önce Roma'nın Pontus'a yenildiği savaştan sağ çıkan asker ve gaziler de vardır.

  Sezar sayıları eksik de olsa kendi topladığı üç lejyon ile Galat lejyonu ve süvarileriyle Pontus kralı Farnakes'in karşısına çıkmaya hazırdır. Farnakes, Sezar'a elçiler ve altın bir taç göndererek bir son dakika manevrasıyla savaştan kaçınmak ve zaman kazanmak istese de işe yaramaz. Savaş yakındır.

Sezar'ın kuvvetleri, Zile'ye 3 km mesafedeki Kurupınar köyü çevresinde ana kampı kurmuş ve ağırlıklarını bırakmıştır. Zile'ye 7-8 km uzaklıktaki Yünlü köyü eteğindeki dağın yamaçlarına konuşlanmış Farnakes Romalıların yaklaştığından haberdardır şüphesiz. Sezar doğal olarak bu şekilde konuşlanan düşmana ovadan yaklaşamazdı. Zira 20 sene önce Romalı general Triarius aynı yerde aynı şekilde tuzağa düşmüş, Farnakes'in babası Mithradates'in tuttuğu hakim tepelerin altındaki vadiye girerek kendi sonunu hazırlamıştı.

  Sezar'ın Triarius gibi tuzağa düşmediği ve alternatif bir yol kullandığı neredeyse kesindir. Konuyla ilgili çizim ve hipotezlerin aksine Sezar'ın Zile'yi Amasya'ya bağlayan antik yola girmeyip doğuya yöneldiği ve Skotios dağının eteklerinden vadiye inerek düşmana yaklaştığı anlaşılır.

  Sayıları 15 bini (10.960-vikipedi) bulan Roma askerleri, kavurucu sıcaklarda haftalarca yürüdükten sonra Kurupınar köyünden Derebaşı köyüne 5 saatte varmış (15 dakikada alınabilecek yolun bu kadar uzun sürede alınmasının nedeni lejyon askerlerinin taşıdığı malzemelerin 30 kiloyu bulması ve emrin gece verilmesidir.) Derebaşı köyünün yamaçlarını gece boyunca tutmuştur. Gün doğarken iki ordu arasında yalnızca derin bir vadi vardır. Tarih 2 Ağustos MÖ 47'dir.

Havanın aydınlanmasıyla, vadinin karşı yamaçları üzerindeki Romalı askerleri gören Farnakes ordusunu hemen savaş düzenine sokar. Tarihçilere göre Farnakes, Roma kaynaklarınca 30 bin (20.000-vikipedi) kişilik kuvvetlerinin bir bölümüyle Skotios dağının yamaçlarını kontrol altına almış olsaydı, Sezar'ın her türlü ilerleyişi hüsranla sonuçlanacaktı.

  Farnakes'in emriyle Pontus ordusu yamaç aşağı sel misali akmaya başlar. Farnakes stratejik hatasının yanı sıra önemli bir taktik hata da yapmıştır ve artık geri dönüşü yoktur. Coğrafyayı hiçe saymış, diğer ucunda Romalıların beklediği vadinin kendi tarafındaki inişinin çok derin olduğunu hesaba katmamıştır. Bu dik inişten sonra düşmana saldırmak için yokuş yukarı hareketlenmek zorunda kalan Pontus askerleri, daha ilk inişte vadi tabanına sıkışmıştır.

  Manevra düzenini oluşturan Roma ordusu savaş çığlıklarıyla düşmana saldırır.Romalıların karşısına nefes nefese çıkan Pontuslular kırılmaya başlamıştır. 6. lejyon düşmanı gerisin geriye vadiye doğru sürmeye başlar.

  Bozulan Pontus kuvvetleri vadi tabanında sıkışınca daha büyük zayiat vermeye başlar. Muharebe sadece 4 saat sürmüştür. Pontus ordusundan hemen hemen sağ kalan yoktur. Farnakes'in karargahı da çabucak ele geçer.Birkaç atlı adamıyla birlikte kuzeye, Yeşilırmak vadisine kaçan kral, Kırım'a ulaşabilse de isyan eden kendi adamları tarafından öldürülür ve Pontus Krallığı tarih olur.

Zaferlere alışkın Julius Sezar için bile bu çok hızlı bir başarıdır. Keyfine diyecek yoktur ve Roma'daki arkadaşı Gaius Matius'a yazdığı mektubu tarihe geçen sözlerle bitirir: "Veni,vidi,vici". Geldim, gördüm, yendim...

  Sezar'ın bu sözünde sadece zaferin gururu yoktur. O, senelerdir süren ve bir türlü çözülemeyen Pontus meselesini halleden kişinin kendisi olduğunu Roma'daki dost ve düşmanlarına duyuruyor, bir bakıma "işte, bu kadar" diyordu. Roma'nın Anadolu'daki egemenliği 1000 yıl daha sürecekti.